Güneyde
bir kasabada, dedelerinin üç asırdır yaşadığı topraklar üzerindeki çiftlik
evinin daha İstanbul’u görmemiş, Scarlett O’Hara’yı unutturan çiftçi ruhlu kasaba
kızı ASİ’ye’nin benzeri biri var şimdilerde. Yine bir çiftlikte. Yine at
biniyor; ama İstanbul’da büyümüş. Asiye’ye göre daha daha dahaları olan bir
kız. ASİ’ye değil ama.
ASİ,
bir diziydi; ama metropolün bloklarında, apartmanlarında kısılıp kalmış izleyenleri
için içinde olmayı istedikleri ortamların akıp gidişiydi. Dizi süresince iki
saat boyunca tarlalarda gezinmek… Doğadan kesitler seyretmek… At, tavuk, koyun
sürüsü görmek… Çoğu eşyası kullanılmış olduğundan nasıl da gerçeklik hissi
veren, kıyıcı olmaktan çok uzak taştan çiftlik evi mimarisi içindeki o ahırlı,
müştemilatlı, ağıllı evde konuk olmak… Dizi sonuçta sanaldı; ama tüm bunlar
gerçekti. Otantikti pek çok şey. Metropollü seyirci, Fransız çiftlik mimarili bir evi olan bir kasabada yaşadı, uyandı, dolandı 71 hafta
boyunca.
ASİ’den
sonra birkaç ASİmsi dizi gördük. ASİ ve ASİmsi aynı değil. O yüzden farkı
gördük. Sonuç malum.
Çiftlikli,
tarımlı, doğalı dizilerin mutlaka belli bir kitlesi olacaktır. Özellikle büyüdükçe
büyümeye doyamayan şehirlerde doğa özlemi içinde olanlarca biraz ağaç, nehir, ova,
tarla, dağ görebilmek için yolu gözlenen
diziler onlar. Biz işte tam da o metropolü olup ormanlı, dağlı, tarlalı kasaba
özleminde olan kitleydik. Ve hala o aynı kitleyiz hala aynı doğa özlemi
içindeki. Doğamızın beslenebileceği
diziler bekler o yüzden metropol
yılgınları bizler.
Bu
beklentinin fark edildiğinin de
farkındayız. Her şey yapılıyor belki de ASİ
ile aynı formülü başka sayılarla kurarak. Ama sayıdan sayıya fark var.
Asalından olmayanına. Artısından eksisine.
Yeni
dizide de yine bizim ASİ’ye oynuyor. Yine at biniyor. Yine bir çiftlikte
yaşıyor. Yine çiftliğe uygun giyiniyor zaman zaman. Ama bu kez daha batıcıl, hani kovboy
kültürüyle söylenişiyle western. Modern vurgulu. Biraz yabancı havalı biraz
İstanbul; ama en çok ASİ vurgulu.
ASİ’ye’de
o olağanüstü çiftlik ve doğanın yanında kültür olarak zenginliği ekrandan taşan bir
şehrin kendine özgü her şeyi vardı. Kasaba kızlarının ya da gençlerinin yetişmesi,
görmedikleri, gördükleri vardı. Giyimler apayrıydı. Tiril tiril kumaşlardan.
Çiçekli. Saçlar yine öyleydi. Scarkettvari.
Kızkardeşlerin
akşamları dertleşmeleri, çekişmeleri, küçüklerin her dedikoduyu öğrenmek için üstelemeleri
çok sahiydi. ASİ’ye’nin saflığı, dizinin
belki de ayarının yirmi dördüncü niteliğiydi. Yirmi dört ayara damgasını
vuran.
Yine
çıkagelen bir düşman aile oğlu var yeni dizide de. Yine kapanmamış bir konu
sinsice alttan alttan yol alıyor. Yine gerçekleri bilmeyen bir kızın usuldan
ısındığı o intikam peşindeki genç ve aile sırrı içinde akan bir öykü.
Dizi
izlemediğimi sıkça yazarım. Bu, televizyona hiç bakmadığım anlamına gelmez.
Televizyon hep açıktır. Sürekli o kanalda kalınmasını istetecek bir program
yoksa eğer beğenilen herhangi bir görüntü
ile o görüntü bitene kadar vakit geçebilir. Bu bir dizi de olabilir. Dizi
sonuna dek izlenmez; ama diyelim ki bir göl sahnesi varsa o sahne bitene kadar
göle bakıldığı olabilir. Bu da diziyi izlemek, konunun akışını, gelişimini
bilmek anlamını taşımaz haliyle.
Zamanla
ne olacak bilemiyoruz güneydeki İstanbul’u
görmemiş, çok sonraları gören ASİ’ye’den bir hayli farklı olsa da İstanbullu
bir çiftlik kızı olduğu yeni dizi. Asla kötü bir dizi değildir elbet. Asla ASİ’ye’de
olamayacak gibi şimdilik; oysa ASİ’ye’nin ikizi olmak için yola çıkmış gözüken
bu dizi… Aralarındaki fark, daha yazıdaki başlıkta.
…………………………… .
(Her
hakkı saklıdır)
Not: Yazımda yer alan yalnızca kendi çektiğim fotoğraflar ve içerik izinsiz olarak hiçbir yerde ve şekilde kullanılamaz,
Ayşei
Yasemin YÜKSEL (Acemi Demirci), 02.12.2016, 15:06
8 yorum:
Asi başkaydı, süslü bi konak asla değldi, içideki eşyalar ünlü markalardan dilenilmemşti, doğalında ne varsa o vardı.Yalnz olduğumuzdan eşimle biz izliyoruz dizi, yeni diziyi de izliyorum; ama dediğin gibi Asideki tat yok.
Ben tabii bu dizilerden habersizim Türk televizyonu izleyemedigim için ama resimlere bayildim.
Yeni diziye geçenlerde rastladım. Sabırla baktım bir yarım saat. Sonra bu yazı çıktı. :)
Deryacım, tüm resimler Hatay'a ait. Hatay'da çekmiştim :) ASİ de Hatay'da çekilmiş bir dizi idi.
Hatay'ın güzelliklerini hayran kalmamak elde değil çok güzel resimlemişsin elinize sağlık .
Fotoğraf temam çok güzeldi. Doğasıyla, mimarisiyle, sofrası, nehriyle :)
Asi dizisini ben de çok sevmiştim. Oyuncular çok başarılıydı. Her şey doğaldı. Şiddet yoktu. Yöresel adetler işleniyordu. Güzeldi.
Bu aralar FOX Tv. de Kalbimdeki Deniz'i izliyorum.
Selam-sevgiler.
Sizin de ASİ izleyicisi olduğunuz öğrenince hiç şaşmadım. Aslında demeseniz de tam o profilde olduğunuzu biliyorum. Tabiat sevginizden :)
Yorum Gönder